Ana Sayfa HakkımdaTerapi YöntemlerimKimlereEğitimlerimYazılarımİletişim Materyaller Medya S.S.S. Randevu Al
Yazı

Bu Sefer Farklı Olacak" Dediniz Ama Yine Aynı Hikâye mi? İlişkide Tekrar Eden Döngüler

Sen de "Neden hep ben?" diye sorduysan, önce şunu söyleyeyim: Bu bir şanssızlık değil, senin bir kusurun da değil. Çoğu zaman mesele, kimi seçtiğimizden çok, seçilince neler olduğuyla ilgili. Gelin birlikte bakalım.

Bu Sefer Farklı Olacak" Dediniz Ama Yine Aynı Hikâye mi? İlişkide Tekrar Eden Döngüler
Terapi odasında en sık duyduğum cümle
"Bu sefer beni gerçekten sevecek birini buldum sandım." Arkasından da genelde şu gelir: "Ben ona gitmedim ki, ilişkiyi o başlattı. Elimden geleni yaptım. Ama yine gitti benden."
Kimliklerini koruyacak şekilde birkaç hikâyeyi karıştırarak anlatayım,araştırmalar ve sonda kaynaklar ile merak edenlere okuma fırsatı buyrun efendim beraber bakalım.
Hayatına yeni giren kişi ilk günlerde çok ilgili, çok kararlı görünüyor. Danışan da bu kez hata yapmamaya, anlayışlı olmaya, ilişkiyi korumaya çalışıyor. Ama birkaç ay sonra ilgi azalıyor, mesafe artıyor ve ilişki bitiyor. Üstelik bu ilk de değil: Önceki ilişkiler başka insanlarla, başka şehirlerde yaşanmış olsa da bitiş hissi hep aynı.
Sen de "Neden hep ben?" diye sorduysan, önce şunu söyleyeyim: Bu bir şanssızlık değil, senin bir kusurun da değil. Çoğu zaman mesele, kimi seçtiğimizden çok, seçilince neler olduğuyla ilgili. Gelin birlikte bakalım.
Neden hep aynı tipe çekiliyoruz?
Kısa cevap: Çünkü kalbimiz, bize tanıdık gelen şeye "güvenli" der. Tanıdık olan her zaman sağlıklı olan demek değildir ancak bunu bilinçli olarak yapmayız,Ne yani suç bende mi? Yazının tamamını oku!
Burada küçük ama önemli bir ayrım var. Çoğumuz "Ben onu seçmedim, o geldi" der. Doğru, ilişkiyi o başlatmış olabilir. Ancak kime evet dediğimiz, kimi ilk günden "tanıdık" bulduğumuz ve ilişkinin içinde nasıl davrandığımız da seçimin parçasıdır. Peki seçimlerimi etkileyen faktörler nelerdir?
1. Çocuklukta öğrendiğimiz "sevgi şablonu"
Çocukken sevginin nasıl göründüğünü, nasıl kazanıldığını ya da nasıl kaybedildiğini yaşayarak öğreniriz. Sevgiyi ancak çabalayınca gören bir çocuk, yetişkinlikte de sevgiyi "çaba göstererek kazanılan" bir şey olarak tanıyabilir. Bu yüzden ilgisiz ya da mesafeli biri, farkında olmadan ona çok tanıdık gelir. Psikolojide buna bağlanma stili diyoruz.
2. Bilinçdışının "bu sefer düzeltirim" isteği
İçimizdeki bir taraf, eski bir hikâyeyi bu sefer farklı bitirmek ister ya da çocukken ilgisini kazanamadığımız birini, yetişkinlikte benzer birinde kazanmaya çalışırız. Ama senaryo aynı kalınca sonuç da aynı olur. Bu, acı çekmeyi istediğimiz anlamına gelmez; çözülmemiş bir şeyi çözmeye çalışmaktır. Aslında farketmeden sürekli çabalama döngüsünde olmamızdan kaynaklıdır.
3. Sağlıklı olan "sıkıcı" gelebilir
İstikrarlı, ilgili ve net biri bazen heyecansız hissettirebilir. Çünkü belirsizlikle gelen o yoğun kıpırtıya alışmışızdır. Sakin bir sevgi, ilk başta yabancı, hatta rahatsız edici gelebilir. Terapide "Ona karşı hiçbir şey hissetmedim" cümlesini sık duyarım; çoğu zaman bu, hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez, sinir sistemimizin henüz güvene alışmadığı anlamına gelir. 
4. Kendimize dair inançlar
"Ben yeterli değilim", "Beni kimse tam sevmez" ya da "Ben sevilmeye layık değilim" gibi inançlar, bizi bu inançları doğrulayacak insanlara yöneltebilir. Zihnimiz haklı çıkmayı sever.
5. İlişkide "fazla çaba" alışkanlığı
Bazı insanlar sevilmek için elinden gelenin fazlasını yapar. Hep anlayışlı olur, ihtiyaçlarını geri plana atar, sorun çıkarmamaya çalışır. Kısa vadede bu, ilişkiyi koruyormuş gibi görünür. Ama uzun vadede karşı taraf "gerçek seni" tanıyamaz, sen de yorulursun. Sonuçta "elimden geleni yaptım ama yine gitti" cümlesi çıkar ortaya. Bu senin suçun değil; çocukken öğrendiğin bir tutunma yolu.
Döngünün farklı yüzleri
Döngü herkeste aynı görünmez. Terapi odasında en sık karşılaştığım üç yüzü şunlar:
• İlgisiz ve mesafeli olan: Sen yaklaştıkça o uzaklaşır, sen çabaladıkça daha da sessizleşir.
• Başta çok ilgili, sonra kaybolan: Hızlı başlar, çok kararlı görünür; birkaç ay sonra soğur ya da yok olur.
• Baskın ve kontrolcü olan: Sürekli açıklama yapmak zorunda kalırsın, kendin gibi davranmaya fırsat bulamazsın.
Farklı görünseler de ortak bir noktaları var: Hepsinde sevilmek için bir şey yapmak zorundaymışsın gibi hissediyorsun. Bu his de çocukken sevgi hakkında öğrendiklerimize çok tanıdık geliyor.
Bu döngü kadınlarda da erkeklerde de görülür. Çoğu kişi ilişkide ne istediğini çok iyi bilir, ama kalbi listeye uymayan birine gider. Kadınların ve erkeklerin ilişkide ne aradığını araştırmalar ve Türkiye bulgularıyla ayrı bir yazıda ele aldım. Burada odağımız şu: Kriterlerimiz ne olursa olsun, neden aynı hikâyeye geri dönüyoruz?
Peki ne yapmamız gerekiyor?
İyi haber şu: Örüntüyü fark etmek, onu değiştirmenin ilk adımı. Başlamak için şu küçük adımları öneriyorum:
1. Kime değil, neye çekildiğini sor. "Ondaki hangi his beni çekiyor?" Heyecan mı, belirsizlik mi, "onu kazanma" duygusu mu?
2. Geçmiş ilişkilerini yan yana koy. Başlangıçları, en çok acıtan anları ve bitişleri not al. Ortak cümleler çıkacaktır.
3. "Kırmızı bayrak" yerine "tanıdık his" listesi yap. Hangi davranış sana çok tanıdık geliyor? Çocukluğunda kimde gördün?
4. Sakin olanı hemen elemeden bir şans ver. "Sıkıcı" gelen kişiye birkaç buluşma daha tanı. Sinir sisteminin yeni bir hisse alışması zaman alır.
5. Bedenini dinle. Mesajı beklerken karnında düğüm mü var, yoksa rahat mısın? Beden çoğu zaman zihinden önce konuşur.
6. Kendine karşı da nazik ol. "Neden hep aynı hatayı yapıyorum?" yerine "Bu örüntü beni neye koruyordu?" diye sor.
Küçük bir deney öneririm: Yeni biriyle tanışırken ilk aylarda kendine "Burada tamamen kendim miyim?" diye sor. Yorulduğunda, canın istemediğinde, "hayır" demek istediğinde bunu söyleyebiliyor musun? Söyleyebiliyorsan güvenli bir zemin kuruyorsun. Söylemekten korkuyorsan, bu bile sana örüntünün işaretini gösteriyor.
Bu döngü kırılabilir mi?
Evet, kırılabilir. Bağlanma stili bir kader değil; yeni, güvenli deneyimlerle zamanla değişebilen bir örüntü. Bazen bu değişim güvenli bir arkadaşlıkla, bazen sağlıklı bir ilişkiyle, bazen de terapide olur.
Terapide yaptığımız şey, "doğru kişiyi bulmak" değil, önce "neden hep o kişiye çekildiğini" anlamak. Geçmişte öğrendiğimiz sevgi şablonuna birlikte bakıyor, ihtiyaç duyduğumuz yerde onu yeniden yazıyoruz. Bu yolculuk bazen yorucu olur ama genellikle "ben nasıl biriyim, neyi hak ediyorum" sorusuna yepyeni bir cevap getirir.
Şunu da unutmayalım: Aynı döngüyü yıllardır tekrarlıyorsan bunu tek başına çözmek zorunda değilsin. Bir uzmanla çalışmak, örüntünün nereden geldiğini görmeyi ve ilişkilerde yeni bir yol açmayı kolaylaştırır.

Unutma: "Bu sefer farklı olacak" cümlesi, ancak biz farklı bir şey yapmaya başladığımızda gerçek olur.

Yazimda yararlandigim kaynakları ekliyorum dilersen okuyabilirsin...

Sevgiyle kal...
Uzm.Funda Çiçek Onikioğulları 


Kaynakça
• Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss, Vol. 1: Attachment. Basic Books.
• Freud, S. (1920). Beyond the Pleasure Principle.
• Levine, A. & Heller, R. (2010). Attached. TarcherPerigee.
• Sümer, N. & Güngör, D. (1999). Yetişkin bağlanma stilleri ölçeklerinin Türk örneklemi üzerinde psikometrik değerlendirmesi. Türk Psikoloji Dergisi, 14(43), 71-106. Yayın listesi
• Uçar, S. & Demir, İ. (2022). Exploring romantic relationship patterns among Turkish emerging adults. Emerging Adulthood, 11(1), 88-102. Makale
Bu yazı ilk olarak uygunterapi.com’da yayımlanmıştır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel değerlendirme ve tedavinin yerini tutmaz.

İlgili yazılar

İlk adımı birlikte atalım

Size ve ailenize en uygun desteği belirlemek için uygun bir gün ve saat seçin. Çevrimiçi ya da yüz yüze.